Kırık şişeler
İkimiz Migros poşetinde iki şarap şişesi
Sen Talay Bozcaada'dan
Ben kurumsal Villa Doluca
Poşet ha delindi ha delinecek
Savrulacak cam kırıklarımız mutfağa
Kırıklarla karışabiliriz birbirimize ancak
Cabernet Sauvignon ile Karalahna kupajı
Fayansta beyaz üstüne al al hareler
Krediyle Transporter almış esnaf kadar
Mutluyuz şimdi
24 Haziran 2013 Pazartesi
13 Mayıs 2013 Pazartesi
Balık yiyen zebra
Balık yiyen zebra
Bir yerde Ortadoğu haberlerinden görmeye alıştığımız bombalamalar, öteki tarafta futbol maçı için alınan canlar. Şiddet Türkiye'de gittikçe artarak karşılaştığımız bir olgu oldu. Ölenler öldüğüyle kalıyor. Peki arkadaşlarını aslan yerken biz diğer zebralar ne yapıyoruz, bir çifte mi vuruyoruz aslana. Alın size iki fotoğraf.
Bir yerde Ortadoğu haberlerinden görmeye alıştığımız bombalamalar, öteki tarafta futbol maçı için alınan canlar. Şiddet Türkiye'de gittikçe artarak karşılaştığımız bir olgu oldu. Ölenler öldüğüyle kalıyor. Peki arkadaşlarını aslan yerken biz diğer zebralar ne yapıyoruz, bir çifte mi vuruyoruz aslana. Alın size iki fotoğraf.
Soldaki çiçek bahçesi Jonny K.'ya ait. Jonny 20 yaşında melez bir gençti. Geçen yıl Ekim ayında Berlin'in merkezi Alexanderplatz'ta öldüresiye dövüldü. Hunharca, nedensizce. Konuyla alakalı 6 Türk genci tutuklandı ve dava başladı. Hatta baş şüpheli Onur U. olaydan sonra Türkiye'ye kaçtı. Alman başbakanı Merkel Erdoğanla görüşüp Onur'un bulunmasını istedi ve bu görüşmeden sonra Onur Almanya'ya dönüp teslim oldu. Olay yerinde yakılan mumlar, getirilen çiçeklere baksanıza. Kim getirdi o çiçekleri oraya, belki arkadaşları, belki ailesi, belki yoldan geçenler. Ama o ışıl ışıl yere bakınca insana verilen değeri, üzüntünün büyüklüğüyle orantılı şekilde anlamak mümkün. Bundan sonra belki aynı yerde yine gençler kavga edecek, yumruk atacaklar, birbirlerini yere düşerecekler. Ama belki de saniyenin onda biri için ayakta kalanın aklı bu ışık demetine gidecek ve belki öldürmeyecek.
Gelelim sağdaki resme. Burası da Burak Yıldırım'ın FB-GS maçından sonra bıçaklanarak öldürüldüğü Edirnekapı Metrobüs istasyonu. Burak da maç dönüşü GS formalı iki kişi tarafından hunharca öldürüldü. Hunharlık aynı. Peki ya ölüm sonrası. Olay mahallinden kalan sadece yerleri yıkayan çöpçü ve atılmış pet şişeler. Bugün Edirnekapı Metrobüs durağında cinayetle ilgili tek bir anı yok. Belki de bugün üstüne basıp geçtin kan izlerinden. Ne oldu. Süpürdük ve geçti değil mi herşey. Doğuştan balık hafızalı değil hiç kimse, herkes insan hafızalı, ama tercih ediyoruz balık hafızasını. Hayatta kalmayı kolaylaştırıyor diye. O zaman da bir zebra parça parça edildiğiyle kalıyor, bizse otlamaya devam ediyoruz, taaaa ki yiyene kadar aslan bizi.
Zaten bir zebra ölürse bize daha çok ot kalmaz mı, hatta şanslıysak bugün ot yerine balık bile yiyebiliriz.
11 Nisan 2013 Perşembe
Laik ve dincilerin aynı yemekleri yemesi
Laik ve dincilerin aynı yemekleri yemesi
California, Cern, Yokohama Üniversitelerinde yaptığım gözlem ve araştırmalarım sonucu saptadığım durum. Fatih Çarşamba, Kadıköy Moda, Teşvikiye Saray, Ümraniye Çarşı araştırmalarımızın temel noktası oldu. Sağcı-solcu, Komünist-islamist aynı tavuklu pilava kaşık sallıyor, aynı dönere çatal geçiriyordu. Bazı ultra modern tikilerimiz lahmacuna burun kıvırsa da kıymalı pideye hayır diyemiyorlardı. Teşvikiye'de tavuk döner gerçek tavuktan yapılırken Sultangazi'de martı eti de kullanılıyordu. Bu fark ishal yapmak dışında deneklerimizde ciddi bir ayrışmaya neden vermedi. Araştırmamızın bizi en şaşırtan unsuru Taksim'de leş diye tabir edilen Kızılkayalar hamburgerinin ulusalcı zenginlerin kalesi Bağdat caddesinde gördüğü ilgi oldu. Parasızlık ve alkolün getirdiği çaresizlik yüzünden siyah ve kahverengi türkler tarafından yenilen ıslak hamburger, Kadıköy'ün beyaz türkleri tarafından uğruna sıra beklenerek yenen bir yiyecek haline dönüşmüştü. Bu kompleks olgu karşısında doktora hocam Prof. Kraft Jacobs Suchard'dan yardım istedim. O bile konuyu açıklamakta zorlandı, düşündü, düşündü sonunda "Mein Sohn, eigentlich dies Volk hat nur eine Farbe. Ihre Bausteine sind identisch. Egal von welcher seite, jede kocht zu hause bohnensuppe zum abendtisch. Glaub nicht das sie einander hassen." (Oğlum bu milletin aslında hepsi tek renk, çimentoları aynı, hepsinin evinde akşamları kuru fasulye pişiyor, bakma sen birbirlerinden nefret etmelerine) diyerek konuyu kestirip attı.
Küvet
Küvet
Her türk genci Hollywood filmlerinden sevdicek ile güzel bir banyo nasıl olura aşinadır. Küvet doldurulur, mis gibi kokulu köpükler atılır, etrafa küçük kırmızı mumlar yerleştirilir, bu güzel ortam bir şişe buz gibi şampanyayla şenlendirilir. Bu tablodan çok etkilenen ülkem erkeği ev tutarken muhakkak küvetli bir banyo olmasına dikkat eder. Yıllardır eşek gibi çalışmıştır ve keyifli anlara yakın olduğunu hissetmektedir. Hayatım bak güneş alıyor, mutfak dolapları da bizim tüm çanak tabağı alır laflarına dikkat etmez. Büyük bir küvet ve sevdicekle yapılacak banyo alemi fantezisi erkeğin evi tutması için yeterlidir. Belki ilk zamanlar o küvette bir iki hoş an yaşanır. ama sonra etrafı kapsayan rutinleşme virüsü küveti de sarar ve kadın tarafı ani bir kararla orayı ardiye olarak kullanmaya başlar. Artık evde ıslak, ıslanabilen ya da ıslanma potansiyeli taşıyan ne varsa o küvete cezasını çekmek için atılır. Hayatım bugün işte çok yoğun bir gün geçirdim, bir banyo yapayım lafı, yengenin "Aman ben banyoyu hazırlayayım o zaman" diyerek telaşla hareketlenmesine neden olacak, o sırada içinde kirli bezler olan kova, küvette boydan boya yatarak sizin yerinize keyif çatan vileda sopası, balkona bir kere ayak bastığı için acil olarak yıkanması gereken terlikler balkona çıkartılacak, bunların yerine ise balkonda kurumaya bırakılan banyo sandalyesi, banyo paspası, ayak havlusu oyuna yedek oyuncu olarak sokulacaktır. Sonra da hanımın sağı solu ıslatma, perdeyi çekerek yıkan talimatlarıyla kendinizi banyoya zor atacak, ulan bu küvete niye bu kadar para verdik, bir duş kabini yeterdi mına koyim diyerek dikkatlice su sıçratmadan yıkanmaya çalışacaksınız. Peki mumlar, kadehler, köpükler, kırmızı gül yaprakları ve fonda çalan i love you baby parçası, hepsi yeni alışveriş merkezindeki sinemada, haftaiçi 20, haftasonu 25 liraya.
İsmi bilinmeyen malzemeyi alma süreci
İsmi bilinmeyen malzemeyi alma süreci
İnsanı mahveden bir süreçtir. Elektronikten, hırdavata kadar her sektörde görülür. Özellikle yalnız yaşamaya başlandığında ortaya çıkar. Mesela evin muhakkak bir noktası, mecburmuş gibi bozulur ve sizi nalbur denen insan evladıyla karşı karşıya getirir. Bugün bile bir nalbur dükkanına girsem, oradaki malzemelerin yüzde 70'nin adını bilmem. Ama bu nalbura karşı işlenmiş büyük bir suçtur, onun size karşı üstün oynayacağı tek yer o dükkandır ve siz yeterli hazırlığı yapmadan kendi ayaklarınızla o deplasmana gitmişsinizdir.
- Selam
- Aleyküm selam evladım (dışarıya attığı iskemleden, ayağa kalkmadan)
- Amca bana şey lazım (şey ne lan)
- Ne lazım
- Kapıya takarsın hani
- Kilit
- Yok kapıyı tutsun diye
- Vida
- Yok amca, hani kapı açılıp kapanır ya (elle anlatmaya başlandığı an, işte o an mağlubiyet anıdır)
- Somun, çivi, zımpara
- E şıkkı hiçbiri lan amca, kapıyı tutar, kapının açılıp kapanmasını sağlar, duvara monte
- Dübel
Keşke yazları babam beni bir nalbura çırak verseydi de şu işkenceyi çekmeseydim diye geçirirken son anda bir zeka kıvılcımı parlar ve nalburun kapısındaki parça parmakla gösterilir.
- Aha menteşe diyon sen, desene evladım sabahtan beri, kaç tane lazımdı (içinden salaksın, memleketi bu gençlere mi emanet ettik diyerek bakar amca)
- Diyebilsem diyecem be amca, ver 50 tane, ölene kadar görüşmeyelim
İnsanı mahveden bir süreçtir. Elektronikten, hırdavata kadar her sektörde görülür. Özellikle yalnız yaşamaya başlandığında ortaya çıkar. Mesela evin muhakkak bir noktası, mecburmuş gibi bozulur ve sizi nalbur denen insan evladıyla karşı karşıya getirir. Bugün bile bir nalbur dükkanına girsem, oradaki malzemelerin yüzde 70'nin adını bilmem. Ama bu nalbura karşı işlenmiş büyük bir suçtur, onun size karşı üstün oynayacağı tek yer o dükkandır ve siz yeterli hazırlığı yapmadan kendi ayaklarınızla o deplasmana gitmişsinizdir.
- Selam
- Aleyküm selam evladım (dışarıya attığı iskemleden, ayağa kalkmadan)
- Amca bana şey lazım (şey ne lan)
- Ne lazım
- Kapıya takarsın hani
- Kilit
- Yok kapıyı tutsun diye
- Vida
- Yok amca, hani kapı açılıp kapanır ya (elle anlatmaya başlandığı an, işte o an mağlubiyet anıdır)
- Somun, çivi, zımpara
- E şıkkı hiçbiri lan amca, kapıyı tutar, kapının açılıp kapanmasını sağlar, duvara monte
- Dübel
Keşke yazları babam beni bir nalbura çırak verseydi de şu işkenceyi çekmeseydim diye geçirirken son anda bir zeka kıvılcımı parlar ve nalburun kapısındaki parça parmakla gösterilir.
- Aha menteşe diyon sen, desene evladım sabahtan beri, kaç tane lazımdı (içinden salaksın, memleketi bu gençlere mi emanet ettik diyerek bakar amca)
- Diyebilsem diyecem be amca, ver 50 tane, ölene kadar görüşmeyelim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

