30 Aralık 2013 Pazartesi

YÜZ NAKLİ

YÜZ NAKLİ



Müdür: Rahmetlinin yüzü de ekmek gibiymiş. Bulamadın abi daha iyi bir yüz.
Patron: Kıvanç Tatlıtuğ'u mu öldürseydim oğlum, ellerinde bu vardı.
Müdür: Kimmiş abi rahmetli?
Patron: Ya dininde imanında Afyonlu, saf temiz bir Anadolu insanıymış, çiftçiymiş.
Müdür: Abi kusura bakma da pek öyle temiz, saf durmuyor, bir çakallık var gibi bakışlarda.
Patron: Oğlum git işine, gayet iyi oldu. Bak, birazdan etkilerini görürüz.
Usta odaya dalar…
Usta: Veysel bey, 2 ay oldu
Patron: Ne oldu kardeşim, metroya biner gibi ortadan daldın odaya
Usta: Pardon, ben patrona bakmıştım
Müdür: Ahmet Usta! Veysel bey yok, bak yeni patron Rıza beyle tanıştırayım seni.
Usta: Yeni patron mu? Hayırlı olsun efendim
Patron: Sağol kardeşim
Usta: Ya bizim eski patrondan alacaklar vardı da, iki aydır maaşları ödemiyordu şerefsiz
Müdür: Ya kardeşim öyle deme belki müşgül durumdaydı adam.
Usta: Bırak müdür ya, savunma puştu, metresine Mercedes aldığını bilmeyen mi var.
Patron: Biz yine de saygıyı bırakmayalım, Japonların meşhur atasözü ne der, cisimler göründüğünden daha yakın olabilir. Adamlar bu lafı o kadar sevmiş ki arabalara bile yapıştırmış.
Müdür: Abi o aynalarla ilgili başka bir durumdu sanki
Usta: Patron ben Capon'u Çin'i bilmem de herhalde sen maaşlar konusunda birşeyler bilirsin.
Patron: Ya kardeşim herhalde bilicez de, şirketi yeni aldık, cebimizde para kalmadı, biraz daha sabredin kardeşim, yeni nesil “Rıza Sübap ve Rulman Sanayi”nin siz değerli çalışanlarının olacaktır. Çanakkale ruhunu tekrar görmek istiyorum bu şirkette!!!
Usta: Patron, maaşımızı istedik, sen bizi Kuvayı Milliyeye gönüllü yazdın.
Müdür: Uzatma Ahmet Usta, Patron ödüycem dedi ya, hadi kardeşim vardiyana, hadi, hadi.
Usta: Ya patron, siman yabancı değil, sen Afyonlu musun.
Patron: Yok kardeşim ben İzmirliyim. Bak, çekirdek. Bak, çekirdeğe çiğdem diyorum. Çiğdem, İzmir, hem de Göztepe. 35 plaka buçuksuz.
Usta: Ya, benzettim o zaman, neyse, ben mesaime döneyim.
Müdür: Selametle kardeşim

Patron: Ya bu Ahmet Usta çok iyi adam da gomünist midir nedir, hep bir emek demeler, hep bir talepkarlıklar.
Müdür: Ya, var bunda birşeyler de, çok iyi usta. Bu paraya daha iyisi bulunmaz. Yoksa çoktan kapının önüne koymuştum.
Patron: Sen işini bilirsin Müdür. Birşey diyecem o Sibel orospusu Mercedes aldığımı herkese cidden yaymış mı.
Müdür: Valla yaymış orospu
Patron: Höşşt. Kendine gel müdür efendi. Sibel'e bir tek ben orospu diyebilirim, sen hanım diyeceksin.
Müdür: Pardon patron, evet Sibel Hanım Mercedes hikayesini herkese anlatmış. Birşey daha anlatmış.
Patron: Neyi anlatmış.
Müdür: Kuşunuzun viagrasız ötmediğini
Patron: Vay orospu
Müdür: Aynen patron, anlatmış orospu
Patron: Lan sus, sen hanım diyeceksin.
Müdür: Pardon, böyle anlatmış işte Sibel Hanım
Sibel içeri dalar…
Sibel: Lan niye aramıyorsun puşt, karına mı döndün yine, işin bitti mi benle, valla şurada vururum seni
Patron: Kimsin kardeşim sen
Sibel: Asıl sen kimsin, Veysel olacak o kaypak herif nerde
Müdür: Sibel, Sibel, Sibel Hanım sizi yeni patronumuz Rıza beyle tanıştırayım efendim,
Sibel: Rıza beyi değil Veysel ibnesini arıyorum. Nerde o herif, müdür?
Müdür: Şirketi sattı, memleketi Boyabat'a gitti.
Sibel: Boyuycam ben onu boydan boya, hem de kanla, 3 haftadır adet görmüyorum, şerefsiz herif bana haber vermeden şirketi satıyor, memlekete kaçıyor.
Patron: Hanfendi nedir mevzu
Sibel: Pardon sizi ilgilendirmez, Veysel denen pezevenkle ilgili ufak bir mevzu, kendileri töre cinayetlerinin kurbanlarından biri olacak da. Aslında aile meclisinde şeyini keselim ile öldürelim aynı oyu aldı. Ama sonra babam hangi çağdayız, adamın şeyi keselir mi dedi. Biz de öldürmeye karar verdik.
Patron: Çok insaflıymışsınız hanfendi.
Sibel: Öyleyizdir.
Müdür: Rıza bey, panikten ben sizi tanıştıramadım. Sibel Hanım Kalite Güvence müdürümüz. Veysel beyle de iş gereği sıkı münasebetleri vardı. Gece gündüz hep çalışırlardı. (Pompa işareti yapar)
Sibel: Aynı özverili çalışmayı sizinle de gösteririz inşallah.
Patron: Anlıyorum tabii, efendim, üzülmeyin, işinizi iyi yaptığınız sürece hiçbirşey değişmez. Özverili çalışan benim için önemlidir. Gerekirse her gece işim için çalışırım.
Müdür: Ne geldiyse o iş yüzünden geldi zaten.
Patron: Ne dedin müdür
Müdür:Yok birşey demedim efendim
Sibel: Afedersiniz Rıza bey, ben bir anlık sinirle ağza gelmeyecek şeyler söyledim galiba. Kusura bakmayın, tekrar hayırlı olsun.
Patron: Aman efendim, hangimiz heyecanla bir işler yapmıyoruz.
Sibel: Birşey sorucam siz Afyon'da bulundunuz mu?
Patron: Yok hayır efendim, ben aslen İzmirliyim. Simite gevrek deriz, bakın bu bir gevrek. Yani ben İzmirliyim.
Sibel: Peki öyle olsun, en kısa zamanda görüşelim. Hıyarlar arada olmadan (Müdüre bakarak)

Patron: Lan hamile mi bu karı,
Müdür: Patronum siz de maşallah viagralı falan ama çocuğu koymuşsunuz.
Patron: Müdür sen de iyice laubali oldun ha. Şu borç batağından kurtulayım senle bilahare görüşücem.
Müdür: Kusura bakmayın efendim. Son günlerin gerginliği işte.
Patron: Birşeyi anlamadım, bu Afyon hikayesi nerden çıktı.
Müdür: Ben de anlamadım, belki ikisinin de Afyon'da akrabası falan vardır.
Patron: Yüz nakli yaptırdığım anlaşılırsa bu millet öldürür beni!!!
Müdür: Belki rahmetli Afyon'da İkbal tesislerinde falan garsondu. Herkes orada muhakkak mola verir. Siması tanıdık geliyordur.
Patron: İnşallah öyledir müdür.  Doktor olacak soyguncuya bir ton para verdik, o kadar ameliyat olduk, boşa gitmesin  emeklerimiz. Zaten gizli yaptı ameliyatı. Duyulursa mahvoluruz.
Ustayla, Sibel ellerinde bir gazete ile odaya girerler.
Ahmet: Vay bizde de şans yok, bir önceki patron dolandırıcıydı, şimdiki de sapık. Hani Izmirliydin.
Patron: Nerden çıkardın kardeşim.
Sibel: Bu fotodaki sensin işte.
Ahmet: Valla itiraf etmezsen polise anlatırsın derdini.
Patron: Ya tamam bir yalan söyledim, haklısınız Afyonluyum da ne sapıklığımı gördünüz. Camiden çıkmayan biriyim ben. Ne var o gazetede.
Sibel: O neler neler var. Valla camiden çıkmıyormuşsun ama ibadet için değil, cemaatin ayakkabılarını çalıp onlardan çay içiyormuşsun. Öyle yazıyor gastede.
Patron: Yok canım. Onu benim kayınço uydurmuş. Kıskanç hergele. Kayınpeder mirası bana bıraktı. Ben de geldim burayı aldım. Çekemeyen kayınço da yalandan bu haberi yaptrmış olmalı.
Müdür: Mümkün efendim. Gasteye yeterince para verirseniz istediğiniz haberi yapıyorlar.
Sibel: Iyi de kardeşim polis seni arıyormuş. Bu haberde mi para karşılığı
Patron: Tövbe, niye ki
Ahmet: Köydeki tüm eşşeklere tecavüzden
Patron: Vay ibne doktor, yaktın beni.


17 Aralık 2013 Salı

Meliha teyze ile röportaj


Meliha Teyze ile röportaj








Bugünkü köşemi geçen 10 yıl içinde hakkını çok yediğimiz birine, Meliha teyzeye ayırmak istiyorum. Röportaj çok keyifli oldu. Meliha teyze beni elmalı pasta ve kahve ile ağırladı. Kendisine teşekkür ediyorum.


Ekrem: Meliha Teyze, öncelikle şu sorudan başlayalım. Haklı çıktığın için mutlu musun

Meliha Teyze: Evladım buruk bir sevinç var içimde. Ben bunların ne mal olduğunu 10 yıldır herkese anlatıyorum. Bunlar cumhuriyete karşı diyorum, bunlar yolsuzluklara batmış diyorum, bunlar dini kullanıyor, ceplerini dolduruyor diyorum, herkes gülüyor.

E: Kim gülüyor

MT: Gençler gülüyor, liberaller gülüyor. Röfleli CHP Teyzesi taktılar adımı. Dinozor diyorlar, endişeli modern diyorlar. Darbeci bile dediler ki, ben askeri sevmem. Zamanında genç bir subay istedi beni, ona değil de o zaman asistan olan rahmetli tabip kocama gelin gittim. Sonra o subay general bile oldu, ama pişman olmadım. Rahmetli kocam çok iyi bir adamdı. Şimdiki doktorlar gibi değil. Koca kasabayı bedava muayene ederdi. Çok sevilirdi rahmetli. Şimdi Nazilli'ye git Dahiliye Mütehassısı Esad Bey'i sor, hala tanırlar.

E: Kaç yıl oldu. Bey amcayı kaybedeli. 

MT: Erken öldü rahmetli, 5 sene önce kaybettik, 65 yaşında. Hissiyatı kuvvetli olan insan çok yaşamıyor.

E: Anladım Meliha Teyze. Peki sen bu iktidardan birşey olmayacağını nasıl anladın. Siyasetle yakından mı ilgileniyorsun. Kamu Yönetimi mi okudun.

MT: Yok Evladım. Bunu anlamak için politik analist olmak, Amerikalarda okumak gerekmiyor. Çık pazara, konuş manavla, kimin hangi rüşvetle nereye binalar diktiğini, kimin ihaleler aldığını hemen duyarsın. Bu kadar paraya tapan insanın Allah ile din ile samimi bir ilişkisi olur mu. Herşey politika bunlar için. Başörtüsü olsun, oruç olsun, namaz olsun. Sırf gösteriş için yapıyorlar. Gerçek müslüman bunları saklar. İnsanın gözüne gözüne sokmaz. Bir iftarlar yapıyorlar o lüks otellerde, o paraya İstanbul'un tüm garibanlarını bir öğün doyurursun. Yanlış mı söylüyorum evladım.

E: Yok teyzecim, ben röportaj yapan tarafım. Görüş belirtmesem daha iyi olacak. Peki sizin gibi teyzeleri fazla milliyetçi olmakla suçluyorlar. Mesela andımız konusu. Sizce çocukların yaz-kış hergün bir devlete bağlı olduklarını haykırmaları normal mi

MT: Evladım bu vatan bizim. Vatanıma sahip çıkmasam nerede yaşayacağım ben. Uzaydan gelmedim ki uzaya döneyim. Biraz daha pasta yesene. Sen iyice zayıflamışsın. Andımız konusuna gelince. Çocuklar hergün okumasın. Haftada bir okusun. 

E: Kürtler de var memlekette. Onlara da Türküm dedirtiyoruz zorla. 

MT: Evladım benim ana tarafım Çerkes, baba tarafım Pomak. Bu ülkede yaşayan herkes Türktür. Amerikalıların hangisi Amerikalı

E: Amerika başka bir durum ama neyse. Bu son patlayan yolsuzluk balonuna ne diyeceksin.

MT: Gezi Olaylarında bu iktidar çok beddua aldı. Gencecik çocukları öldürdüler, sakat bıraktılar. Ama bu ülkenin gençleri de bu ülkenin sahipsiz olmadığını gösterdi bize. Birşey daha oldu. O koca iktidarı Tayyip Bey'in o kadar koca olmadığını gösterdi. Yüzde 50 diyor. Diğer yüzde 50 mutlu değilse bir ülke yönetilebilir. Soruyorum Ekrem evladım. Sen okumuş çocuksun. Haksız mıyım.

E: Haklısın teyzecim

MT: Cemaati bunlar beslemedi mi. Kol kanat germediler mi. Kimdi o garip bir milletvekili var. Televizyona çıkıyor hep. Emniyeti cemaate bıraktık diyen.

E: Şamil Tayyar

MT: Hah o. Yargıyı da bıraktılar. Siz orada, biz burada takılalım düzenimiz bozulmasın dediler. Sonra Tayyip Bey dershane konusunda dayılanınca kılıçlar çekildi.

E: Ne güzel anlatıyorsun Meliha teyze, masal gibi, uykum geldi

MT: Bir de dernekte anlattılar. İran ve Suriye konusunda antlaşma sağlanınca, ABD bizimki gibi ne yapacağı hesap edilmeyen bir adamı daha fazla orada tutmamak istemiş. 

E: Bu çok ilginç

MT: Fethullah Hoca Amerika'nın icazeti olmadan birşey yapabilir mi. Adam orada yaşıyor. İsteseler yarın çıkartırlar onu oradan.

E: Haklısın galiba. Peki Meliha Teyze. Valla strateji uzmanlarından daha fazlasını senden öğrendim. Ver mübarek elini öpeyim.

MT: Aman evladım, ne demek. Bak giderken sana biraz pasta koyayım. Çok çalışıyorsun, öyle dışarlarda sağlıksız şeyler yeme.

E: ARO