Metrobus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metrobus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2012 Pazartesi

Bir Metrobüs Hikayesi 2

Bir Metrobüs Hikayesi 2 

  


 Yağacak olan kar yine yağmamıştı. Esenyurt telaşlı bir bahara hazırlanıyordu. opera binasının önünden geçerken sabah işlerine gitmekte olan rugan ayakkabılı, melon şapkalı beyefendileri gördüm. Beyoğlu bozulduğu için hepsi zoraki olarak Esenyurt'a taşınmıştı. Burada kendilerine yeni bir hayat kurdular. Markiz Esenyurt şubesinin önünde Ivan Ivanoviç'in kahyası Bekir Sıtkı'ya takıldı gözüm. Efendisine kilolarca mekik alıyordu. Efendisi de mekikleri güzel karısı Ursula'ya yedirecekti. Dikkatli okurlarımın gözünden kaçmamıştır. Ursula benim eski aşkımdı. Muhasebe tahsilim için ülke dışına çıkmıştım. O arada cebi zengin, ruhu sefil Ivanoviç Ursula'yı kandırıp karısı yapmıştı. Hay kafama sıçayım. Neyse aylık kazancım 5000 ruble Markiz'e yetmezdi. Kardeşler börekçisine gidip kürt böreği aldım. Metrobüs'e kuruldum. Topbaş ve Dalay lama arasında yapılmış katma protokol neticesinde Metrobüs Katmandu'ya kadar uzamıştı. Memuriyetimin 10. yılıydı. Keyif aldığımı söyleyemem. Aklıma hınzır bir fikir geldi; otobüsten inmeyip son durak Katmandu'ya kadar gidecek oraya yerleşip budist olacaktım. Kürt böreğinden yanımdaki çocuğa uzattım. Biliyor musun Katmandu'ya yerleşiyorum dedim. Furkan Davutpaşa'da ayakkabı atölyesinde kalfaymış. Niye ki abi dedi. Oraya gidip kafayı sıfıra vurup turuncu giymekle mi adam mı olucan? Kalfaya sen ne anlarsın cahil bakışı attım. Abi geçende Flash TV'de seyrettim, o budist rahipler aslında uçmuyormuş, misina ile vince bağlıymışlar. bir de sırf pirinç yiyerek oruç tuttukları da hikayeymiş, Dalay lama'nın gizli kamera görüntülerini seyrettim, pirzolaları löp löp götürüyordu. Bunları duyunca beynimden vuruldum. Katmandu'dan, shaolinden, Bruce Lee'den, mumçakadan hemen tiksinti geldi. Zamanında aynı tiksinti hastayken annem kereviz yedirdiğinde de gelmişti. Kalktım yerimden. Ayakta zor durarak arka kapıya yönlendim, vazgeçtim gitmekten. Zaten Metrobüs yazın Lizbon'a kadar uzayacaktı. Belki oraya yerleşirdim. Hem Portekizli kızlar esmer Türk erkeklerine bayılırdı, değil mi?