Federasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Federasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2013 Pazar

Türkiye'nin umudu federasyon

Türkiye'nin umudu federasyon



Ne demişti Atatürk: "Zengin bir hâtıra mirasına sahip bulunan, beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimî olan ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden vücuda gelen cemiyete millet namı verilir." 

Beraber yaşamak hususunda müşterek arzuyu, samimiyeti kimde görüyoruz. Dinci, laiksiz, laik dincisiz, ikisi de kürtsüz bir yaşamı yeğlemez mi. Yeğler. Peki bölünelim mi. Haşa, bölünmek her parçamızı Ortadoğu'nun sıradan ülkelerinden biri haline getirir. O zaman hala birbirimizin suratına bakabilirken üçlü federasyon sistemine geçmemiz acil bir ihtiyaç gibi duruyor. 2023'e ne kaldı. Artık sürtünmeleri azaltarak aynı ülkü etrafında birleşen bireylere ihtiyacımız var.

Ülkemizi dünya devi yapacak modelimizi yakından inceleyelim: Modelimiz Türkiye'de üç tane bölge kuruyor. Tabii ki bu üç bölgede üst çatı olan Türkiye Cumhuriyetine bağlı. Ancak bu bölgeler kendi iç işlerinde serbest, bir nevi eyalet yönetimi. Sınırı geçemeyen şerif, her işe karışan kahrolası federallerin olduğu heyecanlı bir yapı:

 Birinci bölgemiz Ege bölgesinin Afyon, Uşak, Kütahya harici bölgeleri, Trakya, Akdeniz sahil şeridi bölgeleri. Çekirdeğe Çiğdem, Simit'e Gevrek denen bu bölgeye isim olarak Rakıstan, Gevrekye, Atatürkiye gibi isimler uygun düşer. Başkent İzmir. ÖTVlerin bölgesel yönetimlerce belirleneceği modelimde Gevrekye Bölgesinde Rakı üstündeki ÖTV'nin yüzde sıfıra düşmesi ile başlangıç için yeterli mutluluk sağlanabilir. Sonrasında resmi törenlerin tekrar stadyuma alınması, dünyanın en büyük bayrağının yapılması, araçlara zorunlu M.K. Atatürk imzası gibi tedbirler yurttaşlardan olumlu tepkiler alacaktır. Kamusal alanda türban yasağı geçerli olacak, başını bağlamak isteyenlere sadece ninelerimizin bağladığı gibi olması kaydıyla izin verilecektir.

İkinci bölgemiz kafa sayısı ve alan olarak en büyük bölgemiz. İç Anadolu, Doğu Anadolu'nun büyük bir bölümü, illa Kütahya, Afyon, Uşak, Marmara'nın doğusu ve dinamik gençliği ile Karadeniz bu bölgeye verilmeli. İsim olarak Bulguristan, Taasubistan, Recebbiyye olabilir. Beslenmesini karbonhidrat ağırlıklı yapan bu bölgemizde halkımızın dini duyarlılıklarına ehemmiyet verilmesi beklenmekte. Mesai saatleri namaza göre ayarlanabilir, cuma tatil olabilir, hatta arzu edilirse Ramazan ayı komple tatil edilebilir. Etrafında takva sahibi olmayan laikçilerden kurtulan bu yeni bölgemizin Ortadoğu'nun yeni yükselen yıldızı olacağını tahmin etmeye gerek bile yok. Sırf gelecek Arap turistler yeter. Başkanlık sistemiyle yönetilecek bölgede normal liselerin imam-hatip haline gelmesi, kamuda türbanın serbest bırakılması dinibütün Anadolu müslümanına cenneti yeryüzüne indirecektir. Bölgenin en önemli sorunu eşeklerin cinsel istismarını önlemek olacaktır. 

3. bölgemiz ise bazı Kürtlerin sözde Kürdistan dedikleri Güneydoğu Anadolu. Bu bölgenin adı her ne kadar Kürdistan olabilir gibi görünse de bu isimle Rakıstan ile Bulguristan sakinlerini germe ihtimali bulunduğundan Türklere de sempatik gelen GAP Bölgesi, Dağ Türkiyesi şeklinde anılabilir. Tabii ki bu bölgenin Batı Anadolu'dan çok yoğun inşaat işçisi, kebapçı göçü alacağını bekliyoruz. Savaşın bitmesinden sonra düz ovaya inen PKKlılar için de ne gibi işler bulunacağı ayrı bir dert. İstihdam fazlası, Suriye, Afganistan gibi karışık bölgelere lejyoner olarak gönderilebilir.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Dikkatli okurlarımın gözünden kaçmamıştır, İstanbul'u henüz herhangi bir bölgeye dahil etmedim. İstanbul'u tek bir bölgeye vermek diğerlerine büyük haksızlık olur. O yüzden İstanbul'u da işgal altındaki Viyana gibi dört bölgeye bölelim. Kadıköy Gevrekistan'a, geriye kalan Anadolu Ampulistan'a gitsin. Avrupa yakasında Fatih, Eyüp gibi evliyası, sahabesi bol bölgeler taassublu milletimize, Bakırköy'den, Beşiktaş'a, Beşiktaş'tan Sarıyer'e kadar olan kıyı şeridi rakı-balık için uygun olması vesilesiyle laik yurttaşlara gitsin. Esenyurt, Bağcılar, Esenler bölgelerini kimse istemeyeceğinden Dağ Türklerine itirazsız verebiliriz. Dört bölge dedik, üçünü verdik. Kaldı elimizde bir bölüm: Beyoğlu. Beyoğlu, Cihangir tarafını da sayıları az, etkileri çok liberal arkadaşlara vermeyi teklif ediyorum. Maksat onların da gönlünü alalım.

Gördüğünüz gibi herkesi mutlu etmek kolay değil, daha çok tartışacağız, ama bu federasyon yöntemiyle kendi sınırları içinde, kendine benzer insanlarla yaşamaya başlayacak yurdum insanının artan yaşam enerjsini, mutluluğunu şimdiden hissedebiliyorum. Birbiriyle uğraşmayan insanımızın 2023 yılında bir dünya devi olacağı günler çok yakın. Dayan Türkiyem.