Ev ortamı. Hatice elinde fasulye ayıklayarak arkadaşı Nurcanla Muhteşem Yüzyılı seyretmektedir. Kanuninin yaptığı çapkınlıklara kızmaktadırlar.
Hatice: Görüyor
musun şu adamın yaptığını. Gül gibi Mahidevran’ı bıraktı da şu sarı çıyana
gönül verdi. Kadın sana mis gibi bir erkek çocuk vermiş, bir dediğini iki
etmemiş, ama sen hala başka çiçeklere konmanın peşindesin.
Nurcan: Yok
bu erkek milleti adam olmaz şekerim.
Padişah da olsa, tornacı da olsa hepsi
uçkurunun peşinde. Bu kadar barbunya yeter mi
Hatice: Akşama bizim beyin akrabalar gelecek. Kalabalık olur onlar. Biraz daha
ayıklayalım.
Nurcan: Tamam
ablacım. Ay dur kayınvalide geldi. Bu da ne işbirlikçi. Tam kumpascı bu kadın
tam.
Hatice: Ya ben de şeyi anlamıyorum. Allah’ın muhasebecisinin özel hayatı bu kadar
karışsa, adam KDV beyannamesini veremez olur. Ama gel gör ki koca imparatorluk
sanki otomatik pilota takılmış gibi sorunsuz işliyor çok acayip.
Nurcan: Ay
ilahi Hatce abla. Nerden de bulursun bu benzetmeleri.
Hatice: Dur dur, Hürrem ile mercimeği fırına verdi verecek. Ay biri engel olsun
şunlara.
O esnada Kanuni içeri girer.
Kanuni: Destur.
Koca padişaha kim engel olacakmış. Hadi
durdurun bakalım. Maşallah hanım kızımız da etine dolgunmuş.
Hatice: Bey sen gene mi ilaçlarını almadın.
Kanuni: Bey
değil. Hünkarım. Ah ben ne ettim, ne günah işledim. 3 kıtada at koşturdum.
Şimdi otobüslere yetişmek için koşturuyorum. Kadın sen bana zevce olamazdın ama
şehzadelerimin anasısın. Ona dua et. Yoksa kelle çoktaan giderdi.
Nurcan: Süleyman
Abi. Şöyle bir otursaydın.
Kanuni: Abi
deme işin düşer. Ayrıca ben hünkarım lan.
Nurcan: Tamam
abi. Aman hünkarım.
Kanuni: Zaten
şu dizinin yapımcalarıyla da bir görüşmem lazım. Beni oynayan adama bak. Mavi
gözlü, sarışın. Sanki oynadığı Cihan İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman değil de
Rus Çarı Piskopat Petro. İnsan en
azından kahverengi bir lens takar. Gel Nurcan bak gözlerime hiç mavilik var mı.
Nurcan: Yok
Hünkarım.
Kanuni:
Maşallah maşallah sen yakından ne güzel bakıyorsun öyle
Hatice: Oha
adam. Çüş. Sen bu Kanuni ayağına bizim evi hareme çeviricen. Unutma ki kafayı
yemeden önce gıda halinde toptancılık yapan biriydin. Domates kaçtan gider,
hıyar ne zaman çıkar, bakliyat stoğu yapalım mı diye dertlerin vardı.
Arkadaşlarıma sulanacağına aklını başına devşir de evin ekmeğini kazanmaya
başla yeniden. Hazıra dağ dayanmaz. Dağ.
Kanuni: Hanım
hanım. Sözünü bil. Viyana’dan Trablus’a kadar her taş, her canlı bana ait.
Hatice: Yaa
hadi bakalım. Bırak Viyana’ya gitmeyi, sen biletsiz 129T’ye bile binemezsin. Şu
üstündeki perdeden bozma giysileri de çıkart artık. Evde boza boza perde
bırakmadın. Valla daral geliyor. Annemin yanına gidicem az kaldı.
Kanuni:
Keşke babanın yanına Karacaahmet’e gitsen.
Hatice terlik atmaya başlar.
Kanuni: Dur
koca cihan kumandanına terlik atılır mı. Okçular, sipahiler, kapıkullarım yıkın
şu terlik makinasını.
O sırada kapı çalar.
Mimar Sinan:
Hünkarım. Bu bölümde de yine beni göstermediler. Dünyanın en güzel camilerini
yaptım, ama affedersiniz sizin geçgin valide’nin yarısı kadar değerim olmadı.
Kasıt mı var acaba. Yönetmen benim rakiplerimden birinin torununun torununun
torunu falan mı.
Nurcan: Hatice
abla. Bu Süleyman abinin ortağı Sinan abi değil mi. O da mı delirdi.
Hatice: Sorma
ya. Artık bunlara ne olduysa o gün. En son seyyar kokoreçciden dükkana 2 yarım
kokoreç söylüyorlar. 1 saat sonra da gıda halinin yöneticisinin ofisi
basıyorlar. Adamı Sırp Kralı zannetmişler. Az kalsın boğuyorlarmış. Diğer esnaf
kurtarmış.
Nurcan: Doktorlar
ne diyor.
Hatice: Dizi
izlettirmeyin, temiz hava aldırın, spor yaptırın bir süre sonra düzelirler
diyor. Hergün Bakırköy’e ben Fatmagül’üm tecavüze uğradım diye 10 erkek
geliyormuş. Allah’tan bizimkiler Sultan, Mimar oldular. Bi de Fatmagül gibi
dolaştıklarını düşünsene kız.
Nurcan:
Aman abla tövbe de. Beterin beteri var işte.
Kanuni ile Sinan tavla oynamaya başlar.
Kanuni: Ben
de bu durumdan rahatsızım Koca Sinan. Özelimin bu kadar gösterilmesi hoşuma gitmiyor.
O kadar savaştık, insan bir savaş sahnesi gösterir. Hayır yengene de
anlatamıyorum durumu. Oldu kızım, yaşandı bitti Hürremle saygısızca, geçti o
günler diyorum, dalgalandım ama duruldum artık diyorum ama kadın milleti işte
dinlemiyor. Ne o Koca Sinan. Neşen yerinde değil gibi
Mimar: Sormayın
Hünkarım. Bugün İstanbulda biraz dolaşma fırsatı buldum. Benim adımı
taşıyan camileri gördüm. Kim onların
mimarı merak ettim. İnsan biraz özenir. Benim çıraklar öyle binalar yapmazdı. O
cami duvarlarını ahenkle süsleyen İznik çinisi gitmiş. Onun yerine fayans
çıkmış. Aynı fayansı hem camide hem tuvalette kullanıyorlar. İnsanda biraz göz
biraz izan olur. Bir de camilerin altlarını marketler sarmış. Ticaret ile
ibadet içiçe geçmiş. Hoşuma gitmedi. O ruhani hava kalmamış.
Kanuni: Ya
sorma. Ben de gördüğüm manzara karşısında rahatsızım. Bir de bizim yarımadanın
siluetini bozmuşlar. Tam 30 katlı binayı arkaya dikmişler.
Mimar: Kimse
de uyanmamış. Herkes bitince fark etmiş. Zaten o yeşil şehir gitmiş. Yerine bir
beton yığını bırakmışlar. Bir de bir yerden bir yere gitmek dert. Saatte 250 km
hız yapan arabalar yapmışlar. Bizim atların yerine. Ama bizim atlardan yavaş
gidiyorlar. Çünkü trafik sıkışık. Bizim Fatih Sultan’ın gemi yürüttüğü yerlerde
insan yürüyemiyor ayol. 15 milyon insanı bir yere niye sıkıştırırsan. Yeni
hükümdarlar hiç mi düşünmez bu meseleleri.
Kanuni: Sorsan
bizi beğenmezler. Ama bir yabancı turist gelsin hepsi hemen tarihi yarımadaya
götürürler. Madem beni beğenmiyorsun daha iyisini yapsana kardeşim. Yeni
yaptığını göster adamlara. Her yeri kapalı çarşılarla donatmışlar. Hepsinde de
aynı dükkanlar, aynı yiyecekler. Zaten bizim Hünkarbeğendiler, Ayvaaşları
sizlere ömür. Şu Kristof Kolomb’un bulduğu ülke var ya.
Mimar: Hangi
Kristof Hünkarım çıkaramadım.
Kanuni: Ya
benim dedem Beyazıttan para istedi ya. Benim dede de dolandırıcı falan zannetti
bunu. Sonra o da gitti Portekiz kraliçesini kafaladı. Hani Hindistana gidicem
diye Amerika’yı bulan şaşkın yok mu.
Mimar: Ah
çok yaşayın. Hatırladım şimdi. Bizimkiler oranın yemeklerine mi alışmışlar.
Kanuni: Ya
yemek dediğin ekmek arası köfte. Üstüne de ketçap sıkıyor işte. Bir de yağ da
kızaran kolesterol bombası patates kızartması.
Mimar: Bu
AVM çılgınlığı durmaz padişahım. Yakında tüm İstanbul’un üstünü çatıyla
kaplayıp tek bir AVM haline dönüştürür bunlar. Aslında madem bu iş başladı biz
de bir Mısır Standımı alsak diyorum. İyi para var o işte diyorlar. Gelirken
yolda Vahdeddin’e rastladım. O almış bi tane. Ayda 4 bin sakal bırakıyormu.
Kanuni: Bırak
Vahdeddin’i. O çocuğun basireti bağlı. Hangi işe, hangi savaşa girse bir türlü
tutturamıyor. Mısır değil de Çiğ Köfte işine mi girsek.
Mimar: Bu
kadar çok acı yiyen bir millet basur da olur. Basur tedavi merkezi mi açsak. En
son hekimbaşının macunu iyi geliyordu basura.
Kanuni: Destur.
Kendine gel Mimar. Ben Sultan adamların makatına macun sürüyor dedirtmem.
Mimar:
Kızmayın. Hünkarım. Sadece fikirdi.
Kanuni: Sen
bana Pargalıyı çağır. Hazır Avrupa borç krizine girmişken Yunanistan’dan girip
Sarkozy’den çıkalım. Carla Bruni haremimi süslese fena mı olur.
Mimar: Siz
bilirsiniz Kudretlim. İsterseniz Alman Şansölyesi Merkel’ı da alabiliriz.
Kanuni: Hareme
sadece kadınlar girebilir. Kadın kadın. Bildin mi. Hani şöyle iki göğsü olan,
sevimli, şirin şeyler. Bak Google’a Bayan Merkel yazınca ne diyor: Böyle bir
kadın bulunamadı. Anladın mı mimar. Git çabuk buradan sana hela inşaatı siparişi
vermeden.
Mimar: Hünkarım
siz de hep bana takılıyorsunuz.
Kanuni: Gevezeliği
bırak da oyununu oyna mimar. Zeki Müren kapısı yaptım. İşin zor.
Hatice: Allah
sizi ne yapsın bilmiyorum ki. Evcilik oynayan çocuklar gibisiniz hala mı
padişah muhabbeti.
Nurcan:
Abla yalnız bunlar deli değil sanki. Çok mantıklı konuşuyorlar.
Mimar Sinan bir anda ağlamaya, krizlere
girmeye başlar.
Hatice: Sinan
abi niye ağlıyorsun. Sinan abi.
Kanuni: Bre
destur. Huzurumda ağlamaya utanmıyor musun baş mimar efendi
Nurcan: Sinan
abi. Sinan abi. Doktoru arıyalım Hatice abla.
Sinan: Doktoru
aramayın. Abimi arayın. Jandarmayı arayın. 4 genç tecavüz etti bana. Yardım
edin. İsmim Fatmagül...
Süleyman: Ben
de şimdi Rahmi mi olucam. Kanuniye zor alışmıştık.
(Rahmi gibi bir iki laf eder perde kapanır)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder