2 Mayıs 2012 Çarşamba

Türk olmanın yurtdışındaki en büyük artısı





Acı yok Raki, Ne var peki abi


viyana yıllarımdan bir efsane. türk bir arkadaşımın kardeşi onu ziyarete geldi. eleman itin teki. benim arkadaş geç saatlere kadar garsonluk yapıyor. benden rica etti. kardeşi oktay'ı viyana'nın eğlence mekanı bermuda dreieck'e yani şeytan üçgenine götürdüm. şeytan üçgeni demişken kaybolan uçaklar, kurban edilen kediler yok. barlar sokağı denebilecek bir yer. girdiğimiz yerde de jamaikalı dj ile samimiyet kurduk, kandaki artan votka-redbull karışımının etkisiyle en son hatırladığım bu jamaikalı dj ve ben halay pozisyonunda careless whisper'ı bağıra çağıra söylüyoruz.

saatler sonra gözümü açtığımda bir bankta yatıyordum. hava daha yeni yeni aydınlanıyordu. ulan emanet oktay nerde diye aranırken çimlerden oktay burada amına koyim diye bir ses geldi. oktay yoksa bir böceğe mi dönüştün, aynı kafka misali yani dedim ama oktay emlakçıydı. anlaşılan kafkayı hiç duymamıştı, ne saçmalıyon lan diyerek ayağa kalktı. cüzdanlar, saatler yerindeydi. ilk metroya binmek üzere durağa yürümeye başladık. o sırada önümüze 3 tane huri çıktı. oktay çeyrek ingilizce çok da türkçe laf atmaya başladı. abi bak burası türkiye değil, kızlara böyle laf atılmaz, polis çağırırlar, çok yanlış işler peşindesin dedim ama dinletemedim.

kızlar tramvay durağında durdu. o sırada bir insan azmanı kızların arkasında belirdi. eleman en az 1.90. üzerinde badicilerin giydiği türden bir atlet. volkan demirel'in sarışını dersem daha rahat ifade ederim kendimi. cüzdanını, anahtarlığını, telefonu çıkardı, kızların en güzeline şunları bir tut hele diyerek verdi. belli ki kızların arkadaşıydı, ama biz o kafayla o azmanı görmemiştik. ne oktay ne de ben ufak tefek adamlar değildik. ama abinin yanında sabri sarıoğlu gibi güdük kalıyorduk. derken bu eleman beni daha gözüne kestirmiş olacak ki kızlarıma laf attınız ve acısını çekeceksiniz diyerek beni itti. cenk vakti bu zamandır gayru deyip ben de guardımı aldım. gel de göster o zaman acıyı dedim. oktay'a da türkçe olarak eleman bana saldırdığı anda arkasından saldır, tutmaya çalış, başka şansımız yok diye seslendim. o anda bizim azman almanca türk müsünüz diye sordu. rocky pozisyonunu içselleştirmiş ben guardımı bile indirmeden yamuk ağzımla evet, ama sanane bundan diye cevap verdim. eleman bir an da yine almanca olarak arkadaş ben boşnağım, müslümanım, bize kavga yakışmaz, sizin de kızlarınıza aynısı yapılsa siz de benim gibi sinirlenmez misiniz dedi. dedim dostum haklısın, kusura bakma, içkiyi arkadaş fazla kaçırdı, biz de özür dileriz. öpüştük, koklaştık. türk olmanın yurt dışındaki tek artısı olan dayak yememenin verdiği boşalma hissi ile adriiaaaaaaaan diye bağırarak eve döndüm.

varyemez amca: o olaydan 3 sene sonra türkiye'ye döndü. gece hayatını bıraktı. iç huzuru akşamları evde dinlediği balina sesleri ile buluyor.

emlakçı oktay: hala beşiktaş tarafında emlakçılık yapıyor. itliği bırakmadı. bırakacak gibi de değil. satıcam diye anahtarını aldığı mafya babasının evini kumarhaneye çevirince eşek sudan gelinceye kadar dövüldü. ama akıllanmadı.

bosnalı azman: iki gece sonra başka türkler yine kız arkadaşlarına laf attı. bu sefer din, millet demeden adamları fena dövdü. 2 yıl cezaevinde kaldı. bu sene hacca gidecek.











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder